Traverten çok yönlü, çeşitli nedenlere ve ortamlara bağlı, kimyasal reaksiyon sonucu çökelme ile oluşan bir kayadır.Pamukkale termal kaynağını meydana getiren jeolojik olaylar geniş bir bölgeyi etkilemiştir. Bu bölgede sıcaklıkları 35-100 C arasında değişen 17 sıcak su alanı bulunmaktadır. Pamukkale termal kaynağı, bölgesel potansiyel içindeki bir ünitedir. Kaynak, antik dönemlerden beri kullanılmaktadır. Termal su kaynaktan çıktıktan son ra, 320m uzunluğunda bir kanal ile traverten başına gelmekte ve buradan, 60-70m.lik kısmi çökelmenin olduğu traverten katkatlarına dökülmekte ve ortalama 240-300m. yol kat etmektedir. Kaynaktan çıkan 35.6 Co sıcaklğında,içinde yüksek miktarda Kalsiyum Hidro Karbonat bulunan suyun havadaki oksijen ile olan teması sırasında Karbondioksit ve Karbonmonoksit uçarak,kalsiyum karbonat çökelmekte ve traverten oluşumuna sebep olmaktadır.Çökelti ilk etapta jel halindedir.Reaksiyon kimyasal olarak; Ca(HCO3)+O2 à CaCO+CO2+CO+H2O şeklindedir. Katkat havuzcuklarında ve katkat seddelerinde, çökelmekte olan kalsiyum karbonat, başlangıçta yumuşak bir jel halindedir.
Zaman içinde sertleşmekte ve traverten olmaktadır. Ancak ziyaretçiler tarafından katkatlar üzerinde gezilmesi ve oynanması, henüz yumuşacık haldeki kalsiyum karbonatların ezilmesine, dağılmasına neden olmaktadır. Travertenlere termal su kontrollü olarak belirli bir program dahilinde verilmektedir.Fazla miktarda ve uzun süre aynı yere akıtılan su yosunlaşmaya ve dolayısıyla travertenlerde hoş olmayan kirliliğe sebep olmaktadır. Beyazlığın oluşumunda, hava şartları, ısı kaybı, akışın yayılımı ve süresi etkilidir. Çökelme, termal sudaki karbondioksitin havadaki karbondioksit dengeye gelinceye kadar devam etmektedir. Yerinde yapılan analizlerde, kaynak başındaki suyun karbondioksit miktarı ortalama 725mg/1 iken, suyun travertenleri terk ettiğinde bu miktar 145mg/1'e düşmektedir. Keza kalsiyum bikarbonat da benzer şekilde 1200 mg/1'den 400 mg/1'e düşmektedir. Keza Ca 576/8mg/1'e düşmektedir. Bu analiz sonucuna göre, 1lt. sudan traverten üzerine 499.9mg. CaCO 3 çökelmektedir. Bu miktar 1 1/sn. su için günde 43191g. Çökelme demektir. Ortalama yoğunluğu 1.48g/cm 3 alan kaplar. Suyun ortalama debisi 466.21/sn. olduğuna göre 13584m 2 alan beyazlatılabilecektir. Pratikte bu şartları yerine getirmek güçtür. Ancak bu teorik yaklaşıma göre yılda 1mm. kalınlığında 4.9km 2 alan beyazlatılabilir.
29 Eylül 2007 Cumartesi
Müzeler
HIEROPOLIS ARKEOLOJİ MÜZESİ
Hierapolis Kenti'nin en büyük yapılarından biri olan Roma Hamamı, 1984 yılından bu yana Hierapolis Arkeoloji Müzesi olarak hizmet vermektedir. Müzede Hieropolis kazılarından çıkan eserlerin yanında Laodikeia, Colossae, Tripolim, Attuda gibi Lycos (Çürüksü) vadisi kentlerinden gelen eserler de bulunmaktadır.
Ayrıca Tunç Cağı'nın en güzel örneklerini veren Beyce sultan Höyüğü'nden elde edilen eserler müzenin önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Camia, Pisidya ve Lidya bölgelerindeki bazı yerleşimlerden ortaya çıkarılan eserler Hierapolis Müzesi'nde toplanmış ve sergilenmektedir. Hierapolis Hamamı'nın bölümlerinden olan 3 kapalı mekan ile doğu bitişiğindeki kütüphane ve gymnasium olarak bilinen acık mekanlar müze teshir alanları olarak düzenlenmiştir. Küçük ve büyük bir çok eserin sergilendiği bu mekanlar; A Salonu, B Salonu Cem C Salonu olmak üzere 3 kapalı mekandan oluşmaktadır. acık teshirde sergilenen eserler ise daha çok mermer ve tas eserlerdir.
ATATÜRK VE ETNOGRAFYA MÜZESİ
Denizli'nin merkezi Ucancibasi Mahallesi'nde bulunan ve bugün müze olarak kullanılan binanın yapım tarihi ile ilgili kesin bir belge yoktur. Ancak 19.yüzyıl sonlarında Rum asilli ve sonradan Türk tabiiyetine gecen Kimon Vandazoflus tarafından yaptırıldığı halk bilgilerinden anlaşılmaktadır. Yapı iki katli olarak inşa edilmiş olup, her iki katta da ortaya sofaya açılan odalardan oluşmaktadır. Üst katin boydan boya uzanan sofası giriş cephesinde ve bu cepheyi hareketlendiren çıkma bir balkona açılır. Arka cephe ise; iki kat boyunca yükselen ve sonradan ilave edildiği anlaşılan bolüme açılmaktadır
Hierapolis Kenti'nin en büyük yapılarından biri olan Roma Hamamı, 1984 yılından bu yana Hierapolis Arkeoloji Müzesi olarak hizmet vermektedir. Müzede Hieropolis kazılarından çıkan eserlerin yanında Laodikeia, Colossae, Tripolim, Attuda gibi Lycos (Çürüksü) vadisi kentlerinden gelen eserler de bulunmaktadır.
Ayrıca Tunç Cağı'nın en güzel örneklerini veren Beyce sultan Höyüğü'nden elde edilen eserler müzenin önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Camia, Pisidya ve Lidya bölgelerindeki bazı yerleşimlerden ortaya çıkarılan eserler Hierapolis Müzesi'nde toplanmış ve sergilenmektedir. Hierapolis Hamamı'nın bölümlerinden olan 3 kapalı mekan ile doğu bitişiğindeki kütüphane ve gymnasium olarak bilinen acık mekanlar müze teshir alanları olarak düzenlenmiştir. Küçük ve büyük bir çok eserin sergilendiği bu mekanlar; A Salonu, B Salonu Cem C Salonu olmak üzere 3 kapalı mekandan oluşmaktadır. acık teshirde sergilenen eserler ise daha çok mermer ve tas eserlerdir.
ATATÜRK VE ETNOGRAFYA MÜZESİ
Denizli'nin merkezi Ucancibasi Mahallesi'nde bulunan ve bugün müze olarak kullanılan binanın yapım tarihi ile ilgili kesin bir belge yoktur. Ancak 19.yüzyıl sonlarında Rum asilli ve sonradan Türk tabiiyetine gecen Kimon Vandazoflus tarafından yaptırıldığı halk bilgilerinden anlaşılmaktadır. Yapı iki katli olarak inşa edilmiş olup, her iki katta da ortaya sofaya açılan odalardan oluşmaktadır. Üst katin boydan boya uzanan sofası giriş cephesinde ve bu cepheyi hareketlendiren çıkma bir balkona açılır. Arka cephe ise; iki kat boyunca yükselen ve sonradan ilave edildiği anlaşılan bolüme açılmaktadır
Tarihi yerler
Karahayıt kırmızı su
Akköy İlçesi, Karahayıt Kasabası içindedir. Pamukkalenin yaklaşık 5 km. kuzeyindedir. Kırmızısu travertenleri 60 derece sıcaklıkta çıkan termalsu çevresinde oluşmuştur. Termal suyun içindeki maden oksitleri nedeniyle kırmızı, yeşil ve beyaz renkli traverten tabakaları oluşturmaktadır. Yakın zamana kadar daha çok iç turizme hizmet veren Karahayıt kaplıcaları artan konaklama tesisleri ile önem kazanmış ve Pamukkale'den sonra turizmdeki yerini almıştır. Karahayıt kırmızısu travertenleri yaklaşık 500 m² lik bir alandadır. Doğal güzelliği bakımından ilin görülmeye değer önemli turizm beldelerinden birisidir.
Loidikeia
Denizli İli'nin 6 km. kuzeyinde yer alan antik Laodikeia kenti coğrafi bakımdan çok uygun bir noktada ve Lykos Irmağı'nın güneyinde kurulmuştur. Kentin adı antik kaynaklarda daha çok "Lykos'un kıyısındaki Laodikeia" şeklinde geçmektedir. Tarihçi Plinius'a göre Laodikeia, önceleri Diospolis "Zeus'un Şehri", daha sonraları da Rhoas adını taşıyan bir köyün yıkıntıları üzerine inşa edilmiştir. Diospolis adı, buradaki Zeus kültüne verilen önemin bir simgesidir. Rhoas adı ise, yerli Anadolu dillerinden birine ait olabilir.
Diğer antik kaynaklara göre ise, kent İ.Ö. 263-261 yılları arasında II. Antiokhos tarafından kurulmuş ve şehre Antiokhos'un karısı Laodike'nin adı verilmiştir.
Laodikeia, İ.Ö.1. yüzyılda, Anadolu'nun en önemli ve ünlü kentlerinden biridir. Şehirdeki büyük sanat eserleri bu döneme ait olduğu gibi, yine bu yüzyılda burada düzenlenen gladyatör döğüşleri şehre ayrı bir önem kazandırmıştır.
Romalılar Laodikeia'ya özel bir önem vermişlerdir. Ünlü devlet adamı ve hatip Cicero, İ.Ö.50 yılında buraya gelmiş ve kentin bazı hukuki sorunları ile uğraşmıştır. Yine bu tarihlerde Romalılar, Laodikeia'yı Kibyra (horzum) conventusunun merkezi yapmışlardır. Roma İmparatoru Hadrianus, İ.S. 129 yılında şehri ziyaret etmiş ve buradan Roma'ya mektuplar yazmıştır.
Kent ile Roma arasındaki ilişkilerin ne kadar iyi olduğunu gösteren diğer bir kanıt da, İ.S. 90-146 yılları arasında bu kentte yaşadığı bilinen ünlü Zenon ailesinin sahip olduğu mevki, servet ve imtiyazlardır. Nitekim, bu aileden olan Polemon adında biri, Antonius tarafından Lykaonia, Kilikia ve Pontus'a yönetici olarak atanmıştır. Yazıtlar ve sikkeler, Laodikeia'nın dini hayatı hakkında da bilgiler vermektedir. İmparatorluk devrine ait çok sayıdaki sikke üzerinde görülen Zeus Laodiokos figürü, bu kentte Zeus kültüne verilen önemin göstergesidir. Laodikeia'nın geç devirlerine ilişkin bilgilerimiz çok sınırlıdır.
Birkaç metin bize, Hırıstiyanlığın başlangıç devirlerinde Laodikeia'nın durumu hakkında bazı ipuçları veriyor. Diğer yerlerde olduğu gibi, burada da Hırıstiyanlık, önce Yahudi toplumunu etkilemiştir. Nitekim Küçük Asia'nın 7 ünlü kilisesinden birinin bu kentte bulunması Hırıstiyanlığın burada ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.
Antik devirde Goncalı ve Eskihisar köyleri yakınlarında kurulmuş olan Laodikeia kentinin hangi nedenle tümüyle terkedildiğini bilmiyoruz. Ancak, büyük depremlerin bunda rol oynadığını tahmin etmek güç değildir. İ.S. 194 yılında meydana gelen çok büyük bir deprem şehri yerle bir etmiştir
COLOSSAE
denizli ili'nin 25 metre doğusunda Honaz ilçesinin 2 km kuzeyinde yer almaktadır. Denizli_Ankara kara yolunun 16 km sinde bulunan organize sanayi bölgesi'nden Honaz'a giden karayolu Colossae kentinin içinden geçmektedir. Antik kent, Honaz (Kadmos) Dağı'nın kuzeyinde Aksu Çayı'nın kenarına kurulmuştur.
Antik Çağ'dan beri kullanılan güney şark yolu üzerindedir. Büyük Frigya içinde bulunan en önemli merkezlerdendir. Ksenophon'a göre Frigya'nın 6 büyük şehrinden biridir. Pers egemenliğinde de parlak çağlarını yaşamıştır. İ.Ö. 2.yy.dan itibaren Hierapolis ve Laodikeia'nın kurulması ile önemini yitirmiştir. İ.S. 1.yy. başlarında Laodikeia ile birlikte yüncülük ve dokumacılıkta çok gelişmiştir. İ.S. 1.yy. da Neron Dönemi'nde meydana gelen depremle harap olmuştur. Geç Roma Dönemi'nde Hierapolis ve Laodikeia göçler nedeni ile köy hüviyetine bürünmüştür. İ.S. 692-787 yıllarında şimdiki Honaz İlçe merkezinin bulunduğu yerde Chonae adıyla kurulan kent nedeni ile tamamen terk edilmiştir.
Chonae kentinde St. Michael kilisesinin bulunduğunu eski kaynaklardan öğrenmekteyiz. Ancak şu anda hiçbir kalıntısı yoktur. Yukarıda tepe üzerinde ise Osmanlı Dönemi'ne ait bir kale kalıntısı mevcuttur. Colossae antik kentinin kalıntılarına, akropol olan Höyük Tepesi ile çevresindeki arazilerde rastlanmaktadır.
Höyüğ'ün kuzeyindeki bölgede kayaya oyulmuş oda ve ev tipi mezarlar bulunmaktadır. EUMENEİA Antik kent, Çivril-Dinar Karayolu üzerindeki Işıklı Kasabası'nın bulunduğu alandadır. Kent Bergama Kralı II. Eumenes adına kurulmuştur. Işıklı Kasabası'nın güney-doğusunda bulunan su kaynağı yakınlarında antik döneme ait izler görülmektedir.
Bugün "Sarıbaba Tepesi" olarak adlandırılan dağlık bölgenin üzerindeki düzlük, özellikle Bizans Dönemi'nde kale olarak kullanılmıştır. Bu tepenin yamaçlarında Eumeneia'nın nekropolü bulunmaktadır.
EUMENEİA
Antik kent, Çivril-Dinar Karayolu üzerindeki Işıklı Kasabası'nın bulunduğu alandadır. Kent Bergama Kralı II. Eumenes adına kurulmuştur. Işıklı Kasabası'nın güney-doğusunda bulunan su kaynağı yakınlarında antik döneme ait izler görülmektedir. Bugün "Sarıbaba Tepesi" olarak adlandırılan dağlık bölgenin üzerindeki düzlük, özellikle Bizans Dönemi'nde kale olarak kullanılmıştır. Bu tepenin yamaçlarında Eumeneia'nın nekropolü bulunmaktadır.
APOLLONİA SALBAKE (Medet Höyüğü)
Apollonia Antik Kenti ve Medet Höyüğü, Denizli İli, Tavas İlçesi'nin 7 km batısında düz bir ova üzerinde kurulan Medet Köyü yerleşim alanı içinde yer almaktadır. Tavas Ovası'nın en verimli arazileri üzerinde kurulan Apollonia; batıda Tabai Yolu ile Karia Bölgesi'ne, güneyde Sebastopolis Yolu ile Likya Bölgesi'ne, doğuda Tavas Yolu ile Frigya Bölgesi'ne ulaşımı bulunan antik kentlerden birisidir. Apollonia Antik Kenti'nin kuruluşu hakkında kesin belgeler bulunmamakla birlikte, höyük buluntuları incelendiği zaman, ilk yerleşimin Tunç Çağları'na kadar uzandığı ve kesintisiz olarak devam ettiği görülmektedir.
Kent Apollonia adını Hellenistik Dönem'de aldığı, en görkemli dönemini Roma Çağı'nda yaşadığı anlaşılmaktadır. Köy camisinin bulunduğu avlu içinde Hadrianus Dönemi'ne ait Apollon Tapınağı'nın temelleri ve yazıtlar vardır. Kentin İ.Ö.1.yy ve İ.S.1.yy arasında kendi adına sikke bastırdığı ve sikkeler üzerinde tanrısal motiflerin yer aldığını görmekteyiz.
Ana Cadde ve Kapılar:
Yaklaşık 1 km. uzunluğundaki kentin geniş ana caddesi, kenti bir ucundan diğer ucuna ikiye böler. İki tarafında sütunlu galeriler ve önemli kamu yapıları vardır. Her iki ucunda birer anıtsal kapı bulunmaktadır. Bu kapılar ve caddenin büyük bölümü Roma Dönemi'nde inşa edildiğinden, Bizans surunun dışında kalmaktadır.
Güneyinde MS.5. yüzyıla tarihlenen ''Güney Bizans Kapısı'' vardır. Kuzeyde, iyi korunmuş, üç gözlü ve iki yanında yuvarlak kuleleri olan kapıda, İmparator Domitian'a ithaf edilmiş Latince yazılmış bir yazıt vardır. Bu yazıttan dolayı buna Domitian Kapısı veya Roma Kapısı denir. Bu kapıdan güneye inen yolun surla kesiştiği yerde, MS. 5. yüzyılda tarihlenen "Kuzey Bizans Kapısı" bulunmaktadır
Akköy İlçesi, Karahayıt Kasabası içindedir. Pamukkalenin yaklaşık 5 km. kuzeyindedir. Kırmızısu travertenleri 60 derece sıcaklıkta çıkan termalsu çevresinde oluşmuştur. Termal suyun içindeki maden oksitleri nedeniyle kırmızı, yeşil ve beyaz renkli traverten tabakaları oluşturmaktadır. Yakın zamana kadar daha çok iç turizme hizmet veren Karahayıt kaplıcaları artan konaklama tesisleri ile önem kazanmış ve Pamukkale'den sonra turizmdeki yerini almıştır. Karahayıt kırmızısu travertenleri yaklaşık 500 m² lik bir alandadır. Doğal güzelliği bakımından ilin görülmeye değer önemli turizm beldelerinden birisidir.
Loidikeia
Denizli İli'nin 6 km. kuzeyinde yer alan antik Laodikeia kenti coğrafi bakımdan çok uygun bir noktada ve Lykos Irmağı'nın güneyinde kurulmuştur. Kentin adı antik kaynaklarda daha çok "Lykos'un kıyısındaki Laodikeia" şeklinde geçmektedir. Tarihçi Plinius'a göre Laodikeia, önceleri Diospolis "Zeus'un Şehri", daha sonraları da Rhoas adını taşıyan bir köyün yıkıntıları üzerine inşa edilmiştir. Diospolis adı, buradaki Zeus kültüne verilen önemin bir simgesidir. Rhoas adı ise, yerli Anadolu dillerinden birine ait olabilir.
Diğer antik kaynaklara göre ise, kent İ.Ö. 263-261 yılları arasında II. Antiokhos tarafından kurulmuş ve şehre Antiokhos'un karısı Laodike'nin adı verilmiştir.
Laodikeia, İ.Ö.1. yüzyılda, Anadolu'nun en önemli ve ünlü kentlerinden biridir. Şehirdeki büyük sanat eserleri bu döneme ait olduğu gibi, yine bu yüzyılda burada düzenlenen gladyatör döğüşleri şehre ayrı bir önem kazandırmıştır.
Romalılar Laodikeia'ya özel bir önem vermişlerdir. Ünlü devlet adamı ve hatip Cicero, İ.Ö.50 yılında buraya gelmiş ve kentin bazı hukuki sorunları ile uğraşmıştır. Yine bu tarihlerde Romalılar, Laodikeia'yı Kibyra (horzum) conventusunun merkezi yapmışlardır. Roma İmparatoru Hadrianus, İ.S. 129 yılında şehri ziyaret etmiş ve buradan Roma'ya mektuplar yazmıştır.
Kent ile Roma arasındaki ilişkilerin ne kadar iyi olduğunu gösteren diğer bir kanıt da, İ.S. 90-146 yılları arasında bu kentte yaşadığı bilinen ünlü Zenon ailesinin sahip olduğu mevki, servet ve imtiyazlardır. Nitekim, bu aileden olan Polemon adında biri, Antonius tarafından Lykaonia, Kilikia ve Pontus'a yönetici olarak atanmıştır. Yazıtlar ve sikkeler, Laodikeia'nın dini hayatı hakkında da bilgiler vermektedir. İmparatorluk devrine ait çok sayıdaki sikke üzerinde görülen Zeus Laodiokos figürü, bu kentte Zeus kültüne verilen önemin göstergesidir. Laodikeia'nın geç devirlerine ilişkin bilgilerimiz çok sınırlıdır.
Birkaç metin bize, Hırıstiyanlığın başlangıç devirlerinde Laodikeia'nın durumu hakkında bazı ipuçları veriyor. Diğer yerlerde olduğu gibi, burada da Hırıstiyanlık, önce Yahudi toplumunu etkilemiştir. Nitekim Küçük Asia'nın 7 ünlü kilisesinden birinin bu kentte bulunması Hırıstiyanlığın burada ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.
Antik devirde Goncalı ve Eskihisar köyleri yakınlarında kurulmuş olan Laodikeia kentinin hangi nedenle tümüyle terkedildiğini bilmiyoruz. Ancak, büyük depremlerin bunda rol oynadığını tahmin etmek güç değildir. İ.S. 194 yılında meydana gelen çok büyük bir deprem şehri yerle bir etmiştir
COLOSSAE
denizli ili'nin 25 metre doğusunda Honaz ilçesinin 2 km kuzeyinde yer almaktadır. Denizli_Ankara kara yolunun 16 km sinde bulunan organize sanayi bölgesi'nden Honaz'a giden karayolu Colossae kentinin içinden geçmektedir. Antik kent, Honaz (Kadmos) Dağı'nın kuzeyinde Aksu Çayı'nın kenarına kurulmuştur.
Antik Çağ'dan beri kullanılan güney şark yolu üzerindedir. Büyük Frigya içinde bulunan en önemli merkezlerdendir. Ksenophon'a göre Frigya'nın 6 büyük şehrinden biridir. Pers egemenliğinde de parlak çağlarını yaşamıştır. İ.Ö. 2.yy.dan itibaren Hierapolis ve Laodikeia'nın kurulması ile önemini yitirmiştir. İ.S. 1.yy. başlarında Laodikeia ile birlikte yüncülük ve dokumacılıkta çok gelişmiştir. İ.S. 1.yy. da Neron Dönemi'nde meydana gelen depremle harap olmuştur. Geç Roma Dönemi'nde Hierapolis ve Laodikeia göçler nedeni ile köy hüviyetine bürünmüştür. İ.S. 692-787 yıllarında şimdiki Honaz İlçe merkezinin bulunduğu yerde Chonae adıyla kurulan kent nedeni ile tamamen terk edilmiştir.
Chonae kentinde St. Michael kilisesinin bulunduğunu eski kaynaklardan öğrenmekteyiz. Ancak şu anda hiçbir kalıntısı yoktur. Yukarıda tepe üzerinde ise Osmanlı Dönemi'ne ait bir kale kalıntısı mevcuttur. Colossae antik kentinin kalıntılarına, akropol olan Höyük Tepesi ile çevresindeki arazilerde rastlanmaktadır.
Höyüğ'ün kuzeyindeki bölgede kayaya oyulmuş oda ve ev tipi mezarlar bulunmaktadır. EUMENEİA Antik kent, Çivril-Dinar Karayolu üzerindeki Işıklı Kasabası'nın bulunduğu alandadır. Kent Bergama Kralı II. Eumenes adına kurulmuştur. Işıklı Kasabası'nın güney-doğusunda bulunan su kaynağı yakınlarında antik döneme ait izler görülmektedir.
Bugün "Sarıbaba Tepesi" olarak adlandırılan dağlık bölgenin üzerindeki düzlük, özellikle Bizans Dönemi'nde kale olarak kullanılmıştır. Bu tepenin yamaçlarında Eumeneia'nın nekropolü bulunmaktadır.
EUMENEİA
Antik kent, Çivril-Dinar Karayolu üzerindeki Işıklı Kasabası'nın bulunduğu alandadır. Kent Bergama Kralı II. Eumenes adına kurulmuştur. Işıklı Kasabası'nın güney-doğusunda bulunan su kaynağı yakınlarında antik döneme ait izler görülmektedir. Bugün "Sarıbaba Tepesi" olarak adlandırılan dağlık bölgenin üzerindeki düzlük, özellikle Bizans Dönemi'nde kale olarak kullanılmıştır. Bu tepenin yamaçlarında Eumeneia'nın nekropolü bulunmaktadır.
APOLLONİA SALBAKE (Medet Höyüğü)
Apollonia Antik Kenti ve Medet Höyüğü, Denizli İli, Tavas İlçesi'nin 7 km batısında düz bir ova üzerinde kurulan Medet Köyü yerleşim alanı içinde yer almaktadır. Tavas Ovası'nın en verimli arazileri üzerinde kurulan Apollonia; batıda Tabai Yolu ile Karia Bölgesi'ne, güneyde Sebastopolis Yolu ile Likya Bölgesi'ne, doğuda Tavas Yolu ile Frigya Bölgesi'ne ulaşımı bulunan antik kentlerden birisidir. Apollonia Antik Kenti'nin kuruluşu hakkında kesin belgeler bulunmamakla birlikte, höyük buluntuları incelendiği zaman, ilk yerleşimin Tunç Çağları'na kadar uzandığı ve kesintisiz olarak devam ettiği görülmektedir.
Kent Apollonia adını Hellenistik Dönem'de aldığı, en görkemli dönemini Roma Çağı'nda yaşadığı anlaşılmaktadır. Köy camisinin bulunduğu avlu içinde Hadrianus Dönemi'ne ait Apollon Tapınağı'nın temelleri ve yazıtlar vardır. Kentin İ.Ö.1.yy ve İ.S.1.yy arasında kendi adına sikke bastırdığı ve sikkeler üzerinde tanrısal motiflerin yer aldığını görmekteyiz.
Ana Cadde ve Kapılar:
Yaklaşık 1 km. uzunluğundaki kentin geniş ana caddesi, kenti bir ucundan diğer ucuna ikiye böler. İki tarafında sütunlu galeriler ve önemli kamu yapıları vardır. Her iki ucunda birer anıtsal kapı bulunmaktadır. Bu kapılar ve caddenin büyük bölümü Roma Dönemi'nde inşa edildiğinden, Bizans surunun dışında kalmaktadır.
Güneyinde MS.5. yüzyıla tarihlenen ''Güney Bizans Kapısı'' vardır. Kuzeyde, iyi korunmuş, üç gözlü ve iki yanında yuvarlak kuleleri olan kapıda, İmparator Domitian'a ithaf edilmiş Latince yazılmış bir yazıt vardır. Bu yazıttan dolayı buna Domitian Kapısı veya Roma Kapısı denir. Bu kapıdan güneye inen yolun surla kesiştiği yerde, MS. 5. yüzyılda tarihlenen "Kuzey Bizans Kapısı" bulunmaktadır
Etiketler:
antik,
antik kentler,
apollonia salbake,
colossae,
eumeneia,
hellenistik,
hierapolis,
konaklama,
loidikeia,
pamukkale,
roma kapısı,
termal sular
Tarihçesi
Denizli’nin kuzeyinde yer alan ve antik kent Hierapolis ile iç içe olan Pamukkale, kent merkezine 20 kilometre uzaklıkta. Bergama Kralı II. Eumenes tarafından M.Ö. 197 yılında kurulan, adını da Amazonlar Kraliçesi Hiera’dan alan Hierapolis, aynı zamanda “kutsal kent” olarak anılıyor. Hz. İsa’nın havarilerinden St. Philip’in burada öldürülmesi ve onun adına anıt mezar yaptırılması, Hierapolis’in inanç turizmi açısından da öne çıkmasını sağlıyor.
Apollon Tapınağı, St. Philip Martyriumu, Antik Tiyatro, Roma Kapısı, Kuzey Bizans Kapısı, Agora, bugün müze olarak kullanılan Roma Hamamı, su kanalları, Direkli Kilise ve nekropoller, Hiearapolis’teki başlıca tarihi yapılar. Bu yapıların bir bölümü İtalyanlar tarafından 1957 yılından bu yana sürdürülen kazılarda ortaya çıkarılmış durumda. Yine kazılarda bulunan tarihi eserler, Hierapolis Arkeoloji Müzesi’nde sergileniyor.
Pamukkale’nin batısında yer alan ve 3 yıldır kazı çalışmaları yapılan Eskihisar Köyü yakınlarındaki Laodikya, Buldan İlçesi’ne bağlıYenicekent yakınlarındaki Tripolis, Honaz İlçesi yakınlarındaki Colossea, Lycus Vadisi olarak anılan bölgedeki diğer antik kentler.
Apollon Tapınağı, St. Philip Martyriumu, Antik Tiyatro, Roma Kapısı, Kuzey Bizans Kapısı, Agora, bugün müze olarak kullanılan Roma Hamamı, su kanalları, Direkli Kilise ve nekropoller, Hiearapolis’teki başlıca tarihi yapılar. Bu yapıların bir bölümü İtalyanlar tarafından 1957 yılından bu yana sürdürülen kazılarda ortaya çıkarılmış durumda. Yine kazılarda bulunan tarihi eserler, Hierapolis Arkeoloji Müzesi’nde sergileniyor.
Pamukkale’nin batısında yer alan ve 3 yıldır kazı çalışmaları yapılan Eskihisar Köyü yakınlarındaki Laodikya, Buldan İlçesi’ne bağlıYenicekent yakınlarındaki Tripolis, Honaz İlçesi yakınlarındaki Colossea, Lycus Vadisi olarak anılan bölgedeki diğer antik kentler.
Etiketler:
antik,
antik kentler,
colossae,
hierapolis,
inanç turizmi,
pamukkale,
roma kapısı
pamukkale
Bulutların gölgesinde yeryüzünün doğal güzelliklerinden payını düşeni fazlasıyla alan Pamukkale, doğal kaynaklar açısından da çok şanslı bir coğrafyada yer alıyor. Pamukkale, her geçen gün daha fazla ilgi gören ve umut bağlanan termal turizm merkezleri açısından çok zengin kaynaklara sahip Denizli'ye 17-18 kilometre uzaklıkta bulunan Pamukkale'yi iki ayrı açıdan gezmek lazım. İlki, o meşhur, herkesin bildiği travertenlerin Pamukkale'si, diğeri antik Hierapolis kenti. Bu iki kesim içiçe geçmiş olarak varlığını sürdürüyor.
Etiketler:
antik,
doğal kaynaklar,
hierapolis,
pamukkale,
termal turizm,
travertenler
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




